Gestasyonel Trofoblastik Hastalıklar (GTN)

Prof. Dr. Cem Baykal

GESTASYONEL TROFOBLASTİK HASTALIKLAR (GTN)

GTN kendi içinde mol gebelikleri ve Gestasyonel Trofoblastik Kanserler olarak ayrılır.

Mol gebeliği, halk arasında “Üzüm Gebeliği” olarak bilinen normal dışı bir gebelik türüdür. Erken gebelik döneminde rastlanan, gebelik ürününün sağlıklı gelişiminin aksadığı bir hastalık olan bu patoloji ciddi, hayat tehdit edebilen ve atlanmaması gereken bir durumdur. Aslında bebeğin eşi olarak bilinen plasentanın anormal gelişimidir ve rahim içinde üzüm tanesi şeklinde bol miktarda oluşumlar içermesiyle karakterizedir.

Mol gebeliğin ikiye ayrılır: Komplet (tam) ve parsiyel (inkomplet ya da kısmi):

     Komplet (tam) Mol: Gebelik sadece plasenta dokularından oluşmuştur. Bebeğe ait hiçbir doku yoktur. Bu durum, çekirdeği ve kromozomları olmayan –boş- bir yumurtanın spermle döllenmesi sonucu oluşur. Yumurtanın çekirdeksiz olması nedeniyle bebek gelişimi olmaz ancak bebeğe ait eklerden plasenta gelişmeye devam eder. Plasental yapılardan salgılanan bhCG hormonu nedeniyle hastada gebelik belirtileri bulunur. Bu form, mol gebeliğin daha sık gözlenen şeklidir. Belirtileri gebeliğin erken döneminde ortaya çıkar.

     Parsiyel (kısmi) Mol: Komplet moldaki anormal plasental gelişimin yanı sıra bebeğe ait yapılar da rahim içinde mevcuttur. Normal bir yumurta hücresinin iki adet spermle döllenmesi gerçekleşmiştir. Her ne kadar bebek oluşmuş ise de genetik olarak fazla kromozomu olan bebeğin yaşama şansı yoktur. İçeri giren iki adet sperm (23+23= 46) ve kadın yumurta hücresi (23) kromozomları birleşince ortaya genetik şifre bozukluğu olan 69 kromozomlu bir gebelik materyali çıkmıştır (Normal insanda 46 kromozom bulunur).

     Risk Faktörleri:

Anne yaşının artması ile görülme sıklığı artar.

Sosyoekonomik seviyesi düşük ve kötü beslenen kadınlarda daha sık olmaktadır.

Görülme oranı 1000 gebelikte 1 olarak bildirilmektedir.

Daha önceden mol gebelik geçirmiş olanlarda tekrar mol gebelik geçirme riski 10 kat kadar artar ve %1′ e yükselir.

İki kez mol gebelik geçirmiş olanlarda risk %10′ a yükselir.

     Yakınmalar:

Hastada gebeliğin tüm belirtileri bulunabilir. Adet gecikmesi ilk bulgudur. Yapılan gebelik testleri pozitif çıkacaktır. Mol gebelik genellikle erken gebelik döneminde kanamaya neden olur ve hasta genellikle düşük yaptığını zannederek başvurur. Gebelik bulantı ve kusmaları daha şiddetlidir. Çünkü bu hastalıkta salgılanan bhCG miktarı, normalin çok üstündedir. Nadiren erken dönemde preeklampsi (gebelik zehirlenmesi), hipertiroidi (tiroid bezinin fazla çalışması) , aşırı tüylenme gibi diğer hormonların salgılanmasının yol açtığı durumlar ortaya çıkar.

Gebelerin bir kısmı ‘üzüm tanesine benzer parça düşürme’ yakınması ile başvurur.

BhCG(plasentadan salınan bir hormon, gebelik testi hormonu) yüksekliği nedeniyle bazı hastalarda her iki yumurtalıkta kist oluşumu saptanabilir. Bu kistlerin büyümesi ve hormon salgılaması durumunda ağrı, vücutta tüylenme gibi belirtiler eklenebilir.

Tüm belirtiler, genellikle, parsiyel molde daha hafiftir ve daha geç dönemde bulgu verir.

     Tedavi :

Tedavi öncesi, kan testleri yapılır, kan grubu belirlenir, diğer organlara yayılım araştırması yapılır. Akciğer filmi çekilir. Bu hastalıkta hastane şartlarında ve genel anestezi altında rahim ağzının genişletilmesini takiben rahim içerisinin boşaltılması yani gebeliğin sonlandırılması temel tedavi yöntemidir.

     Takip:

Mol gebeliği, Gestasyonel Trofoblastik Neoplazi (GTN) olarak adlandırılan bir hastalığa dönüşebilir. Mol gebelikleri sadece rahimi ilgilendiren ve başka organlara yayılmayan bir durumken GTN, vücudun başka yerlerine de atlayabilen (metastaz) ya da rahim içerisinde tekrarlayabilen kötü huylu bir hastalıktır

Hastalar, mol gebeliğin tekrarlama riski nedeniyle sıkı takibe alınırlar. Takip programında 1 yıl süreyle hasta gebe kalmamalıdır. Bu amaçla doğum kontrol hapları idealdir. Başlangıçta kan bhCG seviyeleri normale dönünceye kadar haftalık ölçümler yapılır. (Üç ardışık haftalık takipte bhCG sıfır oluncaya dek haftalık takiplere devam edilmelidir). Akciğer röntgeni çekilir. Haftalık takiplerden sonra 6 ay süreyle aylık, daha sonrada 2 aylık bhCG takibi yapılır.

1 yıl süreyle 3 ayda bir jinekolojik muayene, ultrason ve kan testleri ile hastalık nüks açısından değerlendirilir. 1 yıl sonunda her şey normalse hastanın gebe kalmasına izin verilir.

Tüm vücut, çeşitli görüntüleme yöntemleri ile metastaz (yayılım) açısından araştırılır. Hastalığın yaygınlığına, şiddetine göre farklı kemoterapi yöntemleri ile tedaviye başlanır. Kemoterapiye iyi yanıt vermesi ile yüz güldürücü sonuçlar alınabilmektedir.