HPV ve HPV aşıları

Prof. Dr. Cem Baykal

Virüsler bakterilerden daha küçük olan ve tedavisinde bugune kadar bakteriler kadar başarılı olamadığımız enfeksiyon ajanlarıdır. Human Papilloma Virüs da halk arasında cilt ve üreme organlarında siğil yapmasıyla bilinen bir tur virüstür. Bu virüs uzun yıllardır bu tur cilt hastalıkları ve benzer başka rahatsızlıklardan sorumlu olarak görülürken son yıllarda insan sağlığı üzerinde çok daha önemli ve ciddi etkileri olduğu kanıtlanmıştır. Su anda 100 den fazla alt tipi olduğu bilinen bu virüs ve neden olduğu hastalıklar üzerindeki araştırma ve çalışmalar yoğun olarak devam etmektedir.

Uzun yıllardır bu virüsün rahimağzı kanseri ve onun öncül hastalıklarıyla beraber görülebildiği birlikte bulunduğu bilinmekteydi ancak aralarında bir sebep sonuç ilişkisinin gösterilmesi göreceli olarak daha yeni bir bulgudur. Son yıllardaki çalışmalar HPV nin bazı tiplerinin rahimağzı kanserinin ve onun öncül hastalıklarının çok büyük çoğunluğunda ana neden olduğunu, virüsün hücrelerde kansere dönüşüm olaylarını başlattığını göstermiştir. Bu virüsün bulaşmasını önleyecek bir koruyucu tıp yaklaşımının kanser ve öncülü hastalıklarını belirgin şekilde azaltacağı, genel bir söylemle, kanserden korunmanın mümkün olabileceği ise son yirmi yılda üzerinde daha yoğun olarak durulan bir alandır. Çalışmalar göstermiştir ki toplumda kanserle en çok ve en sık ilişkilendirilen ve karşı bilinç uyandırılmaya çalışılan sigara içmek akciğer kanseri riskini içmeyenlere göre 10 kat arttırmaktadır. Yüksek riskli HPV tipleriyle karşılaşan bir kadının rahimağzı kanserine yakalanma olasılığı ise HPV ile karşılaşmayan kadınlara göre 300 ile 400 kat artmış olarak bildirilmektedir.

HPV ve özellikle rahimağzı kanserine sebep olan yüksek riskli HPV tipleri (Tip 16,18,31,33,55 …) büyük oranda yetişkin hayatta eşlerden birbirine bulaşır. Eşlerden birisinin daha önceden aldığı virüs onda bir hastalık yapmazken özellikle bayanlarda daha sık olmak üzere cinsel bölgede siğillere ve rahimağzının, dış cinsel bölge ve üreme yollarının (vulva, vajen) kansere dönüşebilen hastalıklarına yol açabilir. Siğiller sadece fiziksel rahatsızlıklara neden olan bir hastalık olup düşük riskli HPV tipleri (Tip 6,11,13…) bu lezyonlardan sorumludur. Kadın üreme yolunun kanserlerine sebep olan yüksek riskli HPV tipleriyse cinsel yolla bulaştıktan sonra kansere dönüşümü başlatabilmekte, özellikle bizim ülkemiz gibi smear taramasının tüm ülkede devlet tarafından düzenli olarak her kadına sunulmadığı ülkelerde bu virüslerin neden olduğu kötü sonuçlar ancak kanser oluşup ilerleyip şikayetlere neden olduktan sonra yani çok geç olduktan sonra fark edilmektedir.

HPV ile ilişkisi olduğu bilinen ya da öne sürülen birtakım başka kanserler ve kanser dışı hastalıklar mevcuttur. Bunlar arasında çocuklarda anneden geçiş yoluyla bulaşan HPV nin neden olduğu solunum yoluna ait rahatsızlıklar sayılabilir. Sadece cinsel siğillerin her yıl tüm dünya çapında 30 milyon kadında görüldüğünü bilmek sorunun büyüklük ve yaygınlığını açıklar.

 

Bu virüsün neden olduğu rahimağzı kanseri görülme sıklığı ve yaşı olarak orta yaş üstü kadınlarda daha sıktır. Ancak bu sıklık kanserin ortaya çıkıp belirti vermeye başladığı yılları göstermektedir. Hastalığın başlangıcı daha önceki yıllara gitmekte gelişimi uzun süreler almaktadır. Gelişim ve yayılma süreci için sabit bir zaman olmayıp bu hastalar arasında değişkenlik gösterir. Toplumumuzda yaşayan her kadının evlendiğini ve aile hayatına sahip olduğunu düşünürsek bütün kadın populasyonu bu hastalığın tehdidi altında olduğunu görürüz.

 

Virüsün kanser oluşturan yüksek riskli tiplerinden olduğu kadar cinsel siğillere yol açan düşük riskli tiplerinden de korunmak önemlidir, ancak prezervatif gibi bariyer korunma yöntemlerinin bile tam anlamıyla koruyucu olmadığı, bulaşı riskini yok etmediği bilinmelidir. Özellikle erkeklerde daha seyrek klinik belirti verdiği, kadınlarda da gözle görülür belirtiler vermeden kanserojen dönüşümün başladığı ve ilerlediği düşünülürse, virüsün bulaşmasını kızamık, suçiçeği, grip gibi hastalıklarda olduğu gibi bağışıklık sistemi yoluyla önlemek en tercih edilmesi gereekn yöntemdir. Yani vücuda virüs girse bile onu savunma sistemimizle yok ederek önlemek modern tıp anlayışının da temeli olan “koruyucu tıp” yaklaşımına daha uygundur. Bu da aşı ile mümkün olduğu için HPV aşısı son on yılın en önemli toplum sağlığı ve kanserle mücadele çabalarının başında gelmektir. Çocukluk çağından itibaren başlayarak kız çocuklarının ve hastalıkla karşılaşmamış genç ve yetişkinlerin aşının koruma şemsiyesi altına alınması ile HPV ile savaş bu çalışmaların ana amacıdır.

Günümüzde geliştirilmiş olan üç tip aşı mevcuttur. Bu aşılardan birisi HPV nin rahimağzı kanserine en sık yol açan iki tipi (Tip 16 ve 18) ve cinsel siğillere yol açan iki tipi (Tip 6 ve 11) karşısında korunma sağlamakta ve serviks kanserleri ve kanser öncülü hastalıklarının %70 ine karşı %100 e yakın koruma sağlamaktadır. Bu firmanın bir yıl önce Dünya kullanımına sunduğu ve içinde 7 kanser tipi iki de siğil tipi olmak üzere 9 kanser tipine karşı koruma sağlayan aşısı ise güvenlik ve koruma oranını çok daha arttırmıştır. Diğer bir üretici firmanın aşısı ise sadece en sık rastlanan yüksek riskli (kansere yol açan) HPV tiplerinden sadece ikisine karşı etkilidir.

Bu aşının uygulanma yaşı 9 yaşındaki kız çocuklarımızdan başlayarak hastalığın ve virüsün tehdidi altında bulunan yaş grubu olarak belirlenen 26 yaşına kadar yapılabilmektedir. 26 yaş üzerinde de doktorun gerekli gördüğü durumlarda uygulanması mümkündür. 9 yaşında yapılmaya başlanmasının nedeni de çocuklarımızın hastalıkla karşılaşma riskinden ve evlenme çağlarından önce bu virüse karşı bağışık kılınmasının amaçlanmasıdır.

Çalışmalar bu aşıların içerdikleri virüs tiplerine karşı çok yüksek koruyucu etkinlikte olduğunu ayrıca içermedikleri virüs tiplerine karşı da daha az da olsa koruyucu olduklarını göstermektedir. Ancak yine de bu aşılar tüm genital virüs tiplerine karşı korumaz ve bu yüzden servikal tarama programları hala önemli yöntemdir.

Erkekler de HPV ile enfekte olabilir ve bu virüsü eşlerine bulaştırabilir. Aşının erkeklerde kullanımının sonuçları hakkında çalışmalar halen sürmektedir ve bazı ülkeler erkek çocuklarını da aşılamaya başlamışlardır. Türkiye de devlet tarafından ulusal aşı programına dahil edilmiş bir HPV aşılaması bulunmamaktadır. HPV aşılaması ailelerin kendi insiyatiflerine ve ekonomilerine bağlıdır.

HPV ile Serviks kanseri ilişkisi konulu video için tıklayınız